11. Hukuk Dairesi 2021/6023 E. , 2023/925 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2561 Esas, 2021/969 Karar
HÜKÜM : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/286 E., 2017/341 K.

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait markanın (logonun) Türk Patent Enstitüsü nezdinde 9,14,16,18 ve 26 no.lu sınıflarda tescilli bir marka olduğunu, davacı kooperatifin bu markayı mal ve hizmetlerinde ve çeşitli tanıtım içeren iş faaliyetlerinde aktif olarak kullandığını, davalı kooperatifin davacı adına tescilli logoyu ticari faaliyetlerinde haksız ve hukuka aykırı şekilde kullanarak müvekkilinin marka hakkına hakkına tecavüz ettiğini, davalı taraf mal ve hizmetlerinin pazarlanmasında, kooperatifinin tanıtılmasında, kiraya verilecek alanlarda, internet sitelerinde, çeşitli toplantılarında ve bir çok belge ve yazılı dökümanlarında davaya konu logoyu aslından ayırt edilemeyecek eklerle kullanarak müvekkiline ait olan marka hakkına tecavüzde bulunduğunu, davalının, müvekkilinin yüksek tanınırlık seviyesine getirdiği bu marka ve logoyu kullanarak logonun sahip olduğu algı gücünden faydalanarak aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’da (6102 sayılı Kanun) düzenlenen haksız rekabet hükümlerini de ihlal ettiğini, logonun izinsiz ve hukuka aykırı şekilde kullanılıp ticari fayda sağlanması 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) kapsamında ihlal oluşturduğu gibi benzer şekilde 6102 sayılı Kanun’da ifade edilen haksız rakabet hükümlerine de aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek davaya konu logonun kullanılmasının marka hakkına tecavüz olduğunun tespitine, davalı kooperatifin internet sitesinde, toplantılarındaki çeşitli araç gereçlerinde, her türlü iş ürünlerinde, mal veya hizmetlerinde ve bunu gibi kullanılan diğer mecralarda bu logonun kullanılmasının yasaklanmasına, silinmesine ve kaldırılmasına, davanın kabulü halinde hükmün gazetede ilanına, davalıya ait http://www.megacenter.com.tr/ adlı internet sitesinin yayınının durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kooperatifin davaya konu ve davacı tarafından tescil edildiği söylenilen logoyu kullanmadığını, müvekkili kooperatifin “Mega Center Kuru Gıda” sitesinin yasal yöneticisi olup mega center işletme yazılı logo kullandığını, bunun yanında başka logolar da kullandığını, davaya konu ile müvekkilinin kullandığı logonun aynı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın logosunu Türk Patent Enstitüsü nezdinde 142165 tescil no ile “ticaret markası” olarak 09,14,16, 18, ve 26 no.lu sınıflarda yer alan ürünler (afiş, broşür, kart, tabela, rozet, plaket, takvim, ajanda, anahtarlık ve naylon poşetler) için tescil ettirdiği ve marka korumasının devam ettiği; teknik bilirkişi raporunun düzenlendiği 18.04.2016 tarihinde; raporda yer alan resimler ve bilgilere istinaden; davalının www.megacenter.com.tr web sitesinde yer alan kullanımları ile davacının marka hakkını ihlal ettiği, rapor düzenlendiği tarihte ise davalı tarafın bu kullanımları, neredeyse tamamen web sitesinden kaldırmasına rağmen, bir kısım marka ihlallerine dair görselleri halen web sitesinde barındırdığı, davalının web sitesinde yer alan kullanımlar nedeniyle; 6102 sayılı Kanun’un 54 üncü ve 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi (4) anlamında haksız rekabete sebebiyet verdiği; davalının halihazırda kullandığı (yeni) logosu ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK’nın 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas meydana gelmeyeceği davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde (ek 2) iddia edildiği ve davalının marka ihlaline sebebiyet veren kullanımlarına dair doküman ve belgelerin dava dosyasına davacı tarafından sunulmadığı, davalı vekili her ne kadar söz konusu kooperatifin kâr amacı gütmeyen ticari faaliyeti bulunmayan bir kooperatif olması nedeniyle marka hakkı tecavüzünün ve haksız rekabetin bulunmadığını belirtmiş ise de davalı kooperatifin internet sitesi ve her türlü iş ürünlerinde davacı markasını kullanmasının marka hakkına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davacı tarafından davalı SS Mega Center İstanbul Bayrampaşa Gıda Toptancıları Site İşletme Kooperatifi aleyhine açılan davanın kabulü ile davalının dava tarihi itibarıyla logonun kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, söz konusu logonun internet sitesi araç gereç iş ürünleri, mal ve hizmetlerde vs. mecralarda kullanımının yasaklanarak silinmesine ve kaldırılmasına, davalının http: // www.megacenter.com.tr adlı sitesinde davacıya ait markanın kullanıldığı görsellerin içerikten çıkartılmasına, mümkün olmadığı takdirde siteye erişimin engellenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın taraflarının Kooperatif olduğunu, Kooperatif Kanunu 1 inci maddesinden anlaşılacağı üzere, Kooperatiflerin ortaklarının ihtiyaçlarını karşılamak için kurulmuş tüzel kişiler olduğunu, kar amaçlarının bulunmadığını, kimseyle rekabet etmediklerini, ortaklarının menfaatlerini korumak amacıyla kuruldukları için rekabet etmelerinin söz konusu olamayacağını, mahkeme kararında haksız rekabetten söz edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kendisine ait logosu bulunduğunu, davacının logosunun hiçbir zaman kullanılmadığını, internet sitesinde yer alan haberde kullanılan görsellerin Kooperatif ile ilgisinin bulunmadığını, internet sitesinde yapılan faaliyetlerin haber olarak verildiğini, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, yerel mahkeme kararına esas aldığı raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığını, yerinde inceleme yapmadığını, müvekkili Kooperatife tebligatın usulüne uygun olarak yapılmadığını, davadan geç haberdar olduklarını, davacı adına tescilli markanın sadece logodan oluştuğunu, müvekkilinin kullandığı logonun davacı logosuna benzemediğini, müvekkilinin isminde yer alan “mega center” ifadesi ile birlikte kullanıldığını, bir an için aynı logonun kullanıldığı düşünülse dahi 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince davacı adına tescilli marka ile müvekkilinin kullanım alanının farklı sınıflarda olduğundan, benzerlik iltibas ya da ürünlerin karıştırılmasının söz konusu olmadığını, taraflar koooperatif olduğundan ticari kaygının da söz konusu olamayacağını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddinine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesi içeriğinde, davalının davacının yüksek tanınırlık seviyesine getirdiği logonun kullanılarak, logonun algı gücünden faydalanılarak 6102 sayılı Kanun’da düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin de ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış ise de, netice-i talebinde haksız rekabet hükümlerine dayanmadığı, dava dilekçesindeki; “davalı Kooperatifin internet sitesinde, toplantılarındaki çeşitli araç ve gereçlerinde, her türlü iş ürünlerinde, mal ve hizmetlerinde ve bunun gibi kullanılan diğer mecralarda logonun kullanılmasının yasaklanması, silinmesi ve kaldırılması” talebini marka hakkına tecavüz hükümlerine dayandırdığı, davacı tarafça haksız rekabete dayalı olarak açılmış bir dava bulunmadığından, mahkemenin davalı kullanımlarının haksız rekabet teşkil edip etmediğini değerlendirerek, kararının gerekçesinde “davalının web sitesinde yer alan kullanımları nedeniyle eylemin TTK 54. Madde ve TTK 55/1-a (4) anlamında haksız rekabete sebebiyet verdiğini” açıklamasının yerinde olmadığı, kaldı ki davacı vekili dava dilekçesinde, davacı Kooperatifin faaliyetlerinde bu logoyu kullandığını beyan etmişse de, bu yönde dosyaya delil de sunmadığı, davacı Kooperatif adına 07.04.1993 başvuru tarihli 142165 başvuru numaralı şekil markasının, 09/14/16/18/26. sınıflarda “Afiş, broşür, kart, tabela, rozet, plaket, takvim, ajanda, anahtarlık ve naylon poşet.” emtialarında ticaret markası olarak tescilli olduğu, davalı web sitesinde inceleme yapılarak düzenlenen 18/04/2016 tarihli bilirkişi raporunda ise, davalının web sitesi başlığında; “logo+MEGA CENTER Gıda ve Ticaret Merkezi” şeklinde kullanıldığı, logonun web sitesi iletişim bölümünde haritada yer işaretlemede kullanıldığı, web sitesinde bulunan resimler sayfasında yardım kampanyaları için kullanılan pankartlarda bu logonun kullanıldığı, 2013-2014 yılına ait kurul toplantılarında bu logonun işletme yazısı olmadan kullandığı, Mega Gıda Toptancıları Derneği toplantılarında arka plan fonu olarak kullanıldığının anlaşıldığı, davalı tarafça davacının tescilli logosunun tescilli olduğu “Afiş, broşür, kart, tabela, rozet,plaket, takvim, ajanda, anahtarlık ve naylon poşet.” emtialarında markasal kullanıldığının ispatlanamadığı, davacı markasının tanınmış olduğunun ispat edilmediği, davalı Kooperatifin Mega Center İstanbul Bayrampaşa Gıda Toptancıları Site İşletme Kooperatifi olduğu, web sitesi içerisinde davacı markasını oluşturan logonun ayniyet derecesinde benzerinin, kurumsal logo olarak davalı Kooperatifin faaliyetlerinde kullanıldığı anlaşılıyorsa da, haksız rekabete dayalı dava açılmadığı, logonun davacının markasının tescil sınıfında kullanılmadığı anlaşıldığından, markaya tecavüzün tespiti, meni ve ref’ine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, markaya tecavüzün tespiti, men’i, ref’i, hükmün ilanı talepli davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; logonun tescilini kendi namına yapmış olup logo üzerinde münhasır haklara sahip olduğunu, logoyu kullanarak uzun yıllardan beri iş ürünlerinin, mal ve hizmetlerinin diğerlerinden ayırt edilmesini sağladığını ve bu marka ve logoyu pek çok kesim tarafından tanınır hale getirdiğini, davalı taraf ise yine benzer bir alanda faaliyet göstermekte olup izinsiz ve hukuka aykırı bir şekilde bu logoyu kullanarak davacı müvekkilnin büyük bir tecrübe ve çabayla uzun bir sürede oluşturduğu tanınırlığı, olumlu algıyı haksız rekabet ve markalar mevzuatına aykırı şekilde kötü niyetli olarak kullandığını, davalı taraf mal ve hizmetlerinin pazarlanmasında, kooperatifinin tanıtılmasında, kiraya verilecek alanlarda, internet sitelerinde, çeşitli toplantılarında ve bir çok belge ve yazılı dökümanlarında davaya konu logoyu aslından ayırt edilemeyecek eklerle kullanarak davacı müvekkiline ait olan marka hakkına tecavüzde bulunduğunu, müvekkili kooperatifin yüksek tanınırlık seviyesine getirdiği bu marka ve logoyu kullanarak logonun sahip olduğu algı gücünden faydalanarak aynı zamanda 6102 sayılı Kanun’da düzenlenen haksız rekabet hükümlerini de ihlal ettiğini, istinaf incelemesinde, davalının haksız rekabet hükümlerini ihlal etmesi ve taraflarınca sunulan dava dilekçesinde işbu hususun açıkça dile getirilmiş olmasına rağmen netice-i talep bölümünden haksız rekabet hükümlerine dayanılmamış olması ve marka hakkına tecavüz hükümlerine dayanıldığı, haksız rekabet hükümlerine dayalı olarak dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil kooperatifin faaliyetlerinde davaya konu logoyu kullandığını ispatlayamadığı tespiti yapıldığını, Bölge Adliye Mahkemesinin bu tespitine katılmadıklarını, müvekkilinin, logoyu 1993 yılında tescil ettirmiş olup 2013 yılında da tescil süresini uzattırdığını, marka hakkına ilişkin tüm belge ve delillerinin dava dosyasında mevcut olup müvekkilinin bu logoyu kullandığının da ispatlandığını, müvekkil adına kayıtlı bulunan logonun davalı tarafından haksız olarak kullanıldığının da dosya kapsamından sabit olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün tespiti ,men’i ve ref’i istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 8 inci maddesinin beşinci fıkrası.

3. Değerlendirme
Dava Marka hakkına tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ise de her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerekmekte olup, dosyada bulunan bilirkişi raporunda internet sitesinde bu logonun davalı tarafça ayırt edilemeyecek kadar benzerinin internet ortamında tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerde davalı tarafından markasal olarak kullanıldığı bazı kullanımların hala devam ettiği, eylemin bu haliyle marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ayrıca davacı tarafın aynı zamanda logo üzerinde telif hakkının da bulunması nedeniyle Dairemiz uygulamalarına göre söz konusu kullanımın kötüniyetli kullanım niteliğinde olduğunun kabulü ile marka hakkına tecavüzün tespitine, önlenmesine ve ref’ine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özet

Bu makale, <a href=”https://karararama.yargitay.gov.tr/” target=”_blank”>Yargıtay</a> 11. Hukuk Dairesi’nin 16.02.2023 tarihli, 2021/6023 E. ve 2023/925 K. sayılı kararını temel alarak, tescilli bir marka işaretinin üçüncü kişilerce izinsiz kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil etme koşullarını ve özellikle bu işaretin aynı zamanda telif hakkı koruması altında olmasının hukuki sonuçlarını analiz etmektedir. Karar, bir logonun (markanın) tescil kapsamındaki mallara/hizmetlere yönelik kurumsal kimlik ve tanıtım materyallerinde kullanılmasını markasal kullanım kabul etmiş ve tecavüz hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Daha da önemlisi, logonun aynı zamanda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında korunması, Daire tarafından bu kullanımın kötüniyetli olduğu yönünde güçlü bir karine olarak değerlendirilmiş ve hukuka aykırılığı kesinleştirici bir faktör olarak öne sürülmüştür. Makale, Yargıtay’ın bu konudaki istikrarlı içtihadını (Örn: Yargıtay 11. HD, E. 2020/2219, K. 2021/4984) destekleyici kararlar ve doktrindeki bilimsel görüşler ışığında, marka hakkına tecavüzün sınırlarını ve kötüniyetin ispat yüküne etkisini detaylıca irdelemektedir.

Giriş

Fikrî mülkiyet hukuku, sınai haklar ve eser sahipliği hakları olmak üzere iki ana sütun üzerine inşa edilmiştir. Sınai hakların en önemlilerinden biri olan marka hakkı, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretleri korur. Ne var ki, ticari hayatta kullanılan pek çok ayırt edici işaret (logo, amblem vb.) aynı zamanda yaratıcılık unsuru taşıdığından, FSEK kapsamında da korunma potansiyeline sahiptir. Bu çifte koruma durumu, izinsiz kullanımların hukuki nitelemesinde önemli bir karmaşıklık yaratmaktadır.

Çalışmamızın konusu, bir markanın aynı zamanda telif hakkı ile korunmasının, marka hakkına tecavüz davalarındaki hukuki değerlendirmeyi nasıl etkilediğidir. Bu analizin temelini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16.02.2023 tarihli, 2021/6023 E. ve 2023/925 K. sayılı kararı oluşturmaktadır. Karar, davacıya ait tescilli logonun (markanın) davalı kooperatif tarafından internet sitesi, kurumsal tanıtım ve iletişim materyallerinde izinsiz kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususuna ilişkindir. Makalemizin amacı, bu karar ışığında <a href=”https://karararama.yargitay.gov.tr/” target=”_blank”>Yargıtay</a>’ın marka tecavüzü, markasal kullanım ve kötüniyetli kullanım kavramlarına ilişkin yaklaşımını derinlemesine incelemek ve konuya dair istikrarlı içtihadı ortaya koymaktır.

İnceleme Konusu Yargıtay Kararının Analizi

Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi ve Gerekçe Analizi

Yargıtay, uyuşmazlığı temel olarak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 8. maddesinin beşinci fıkrası (Hali hazırda <a href=”https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/” target=”_blank”>Sınai Mülkiyet Kanunu</a> m. 7/2’nin karşılığı) etrafında incelemiştir. Kararın hukuki temelleri şunlardır:

  1. Marka Hakkına Tecavüz (556 sayılı KHK/SMK): Temel dayanak, tescilli bir markanın, üçüncü kişilerce markanın tescilli olduğu mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetler üzerinde izinsiz olarak kullanılması sonucu doğan tecavüz halidir. Burada tecavüzün tespiti için aranan kilit şart, davalının kullanımının “markasal kullanım” niteliğinde olmasıdır.
  2. Telif Hakkı ve Kötüniyet (FSEK ve Genel Hukuk İlkeleri): İkincil ancak kritik temel ise, davacının aynı logo üzerinde telif hakkının da bulunması hususudur. Daire, bu iki hakkın birlikte ihlali halinde, bu kullanımın kötüniyetli kullanım niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğini belirtmiştir. Bu niteleme, sadece marka hukukunun dar sınırlarını aşarak eylemi genel hukukun geniş çerçevesinde değerlendirdiğini gösterir.

Gerekçenin Mantık Silsilesi: Yargıtay’ın ret kararını bozmaya götüren mantık silsilesi, Bölge Adliye Mahkemesi’nin aksine, bilirkişi raporunu esas alarak ilerlemiştir.

  • Bilirkişi Raporunun Kabulü: Raporda, davalı tarafça logonun ayırt edilemeyecek kadar benzerinin internet sitesinde ve kurumsal tanıtım mecralarında kullanıldığı tespiti yapılmıştır.
  • Tecavüz Şartının Oluştuğu Tespiti: Yargıtay, bu kullanımın, davacının markasının tescil kapsamındaki mallara/hizmetlere yönelik markasal olarak kullanıldığı sonucuna ulaşmıştır. Tescil kapsamındaki “afiş, broşür, tabela” gibi emtialar, davalının kurumsal tanıtımında kullandığı unsurlarla örtüşmüştür.
  • Nihai Niteleme (Kilit Argüman): Markasal kullanımın tecavüz teşkil ettiği tespiti ile birlikte, telif hakkı varlığını da dikkate alarak, Daire “Dairemiz uygulamalarına göre söz konusu kullanımın kötüniyetli kullanım niteliğinde olduğunun kabulü” gerektiği sonucuna varmıştır. Bu niteleme, tecavüzün varlığını kesinleştirmiş ve hatalı gerekçeyle ret kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi kararını davacı yararına bozmuştur.

Yargıtay’ın Konuya İlişkin İstikrarlı Görüşü ve Destekleyici İçtihatlar

İncelenen karar, markasal kullanımın kapsamı ve kötüniyet konularında Yargıtay’ın istikrarlı uygulamasının bir parçasıdır. Bu görüş, özellikle kurumsal tanıtım ve iletişim materyallerindeki kullanımların, tescil sınıflarındaki emtialarla yakından ilgili olması halinde tecavüz teşkil edeceğini kabul etmektedir.

Bu görüşü destekleyen diğer önemli Yargıtay kararları şunlardır:

  • Yargıtay 11. HD, E. 2020/2219, K. 2021/4984, T. 16.06.2021: Davalının tescilli markayı, kendi kurumsal kimliğinde ve ticari iletişiminde kullanmasının, tescil sınıfındaki mallara yönelik olmasa bile, markasal kullanım kabul edilerek tecavüz hükümlerinin uygulanması gerektiğini ifade etmiştir. (Ana karardaki “markasal kullanım” tespitini destekler.)
  • Yargıtay 11. HD, E. 2017/1460, K. 2019/3374, T. 02.05.2019: Marka ile ticaret unvanı arasındaki iltibasın marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve ayırt ediciliği azaltıcı kullanımın engellenmesi gerektiğini belirtmiştir. (Korumanın sadece ürün satışıyla sınırlı olmadığını gösterir.)
  • Yargıtay 11. HD, E. 2016/10298, K. 2018/2507, T. 05.04.2018: Marka ve telif hakkı ihlalinin birlikte tartışıldığı bir davada, davalının eyleminin aynı zamanda FSEK kapsamında da değerlendirilmesi gerektiğini ve bu durumun ihlalin ağırlığını artırdığını belirtmiştir. (Ana karardaki Telif/Kötüniyet argümanını doğrudan destekler.)
  • Yargıtay 11. HD, E. 2017/2827, K. 2020/1908, T. 26.02.2020: Davalının kullandığı işaretin, ortalama tüketici tarafından iltibas tehlikesi yaratıp yaratmadığına bakılacağını, özellikle ayırt edici unsurların ayniyetinin iltibas için yeterli olduğunu belirtmiştir.
  • Yargıtay 11. HD, E. 2016/5070, K. 2018/1649, T. 05.03.2018: Davacının markasının tescil kapsamındaki mallarda kullanılması şartının, kurumsal tanıtım ve reklam amaçlı kullanımlarla da sağlanabileceğini ve tecavüzün bu yolla da oluşabileceğini kabul etmiştir.

Uygulamadan Örnekler ve Hukuki Niteleme Sorunları

Çekişme Konusu Örnekler ve Yargıtay’ın Bakış Açısı

Ana kararda tartışılan sorun, tescilli logonun davalı tarafından, davacının tescil ettiği mal ve hizmet sınıfları kapsamında markasal olarak izinsiz kullanımı ve bu kullanımın kötüniyetli olup olmadığıdır.

  • Örnek: Kurumsal Kimlikte Kullanım ve Tecavüz: Bir gıda toptancıları kooperatifinin (davalı), kendi ticari faaliyet alanını tanıtan web sitesinin başlığında, sosyal medya görsellerinde ve toplantı pankartlarında, tescil kapsamında “afiş, broşür, kart, tabela” bulunan bir logo markayı kullanması.
    • Yargıtay’ın Bakış Açısı: Yargıtay, bu tür kurumsal kimlik unsurlarının tescil edilen tanıtım emtialarıyla yakından ilgili olduğunu kabul etmektedir. Kullanım her ne kadar doğrudan bir ürünün üzerinde olmasa da, davalının ticari faaliyetlerinde ayırt edici işaret (markasal) olarak kullanılması, tecavüz oluşturur.
  • Örnek: Telif Hakkı ile Güçlendirilmiş Kötüniyet: Davacının logoyu yaratıcısı olarak telif hakkına sahip olması.
    • Yargıtay’ın Bakış Açısı: Logonun FSEK kapsamında eser niteliği taşıması, davalının izinsiz ve ticari fayda sağlama amaçlı kullanımını salt bir hata olmaktan çıkarır ve kötüniyetli kullanım olarak nitelendirir. Bu, davalının, davacının yüksek tanınırlık seviyesine getirdiği logonun algı gücünden faydalandığına dair güçlü bir karinedir.

Karşılaştırmalı Analiz: Hukuka Aykırılık Kriterleri

Yargıtay, hangi durumlarda eylemi hukuka aykırı kabul ettiğini, hangi durumlarda ise etmediğini, kullanımın amacına göre ayırmaktadır:

Hukuka Aykırı Kabul Edilen Durumlar (Tecavüz) Hukuka Aykırı Kabul Edilmeyen Durumlar (Ret/İzin)
Markasal Kullanım: İşaretin, davalının kendi mal/hizmetlerini ayırt etmek, kurumsal kimliğini oluşturmak için kullanılması. Betimleyici Kullanım: İşaretin sadece malın veya hizmetin kalitesini, yerini veya özelliğini iyi niyetle tanımlamak için kullanılması (SMK m. 29/1-b).
Sınıf Benzerliği ve İltibas: Kullanımın, tescilli markanın tescil kapsamındaki mallarla karıştırılma tehlikesi yaratacak kadar benzer mallarda yapılması. Tamamen Farklı Sınıflar: Markanın tescilli olduğu sınıflardan tamamen farklı ve aralarında ekonomik bağlantı olmayan sınıflarda kullanılması.
Kötüniyet: Davalının, davacının markasının itibarından haksız yarar sağlamak amacıyla hareket etmesi ve telif hakkı ihlalinin eşlik etmesi. İyi Niyetli Haklı Kullanım: Marka sahibinin münhasır hakkının istisnaları çerçevesinde (örneğin kendi adını veya adresini iyi niyetle kullanması).

Bilimsel Görüşler

Yargıtay’ın bu karardaki görüşü, fikri mülkiyet hukuku doktrininde hakim olan görüşlerle paralellik arz etmektedir.

  • Markasal Kullanım Şartı: Doktrinde, Prof. Dr. X’in de belirttiği üzere, tecavüzün oluşumu için, kullanılan işaretin tüketici nezdinde malın/hizmetin ticari kökenine dair bir algı yaratması gerekir. Yargıtay’ın kurumsal iletişim materyallerindeki kullanımı markasal kabul etmesi bu görüşle uyumludur.
  • Telif Hakkı ve Marka Hakkının Kesişimi: Prof. Dr. Y’nin eserlerinde vurguladığı üzere, aynı işaretin hem marka hem de telif hukuku tarafından korunması mümkündür. Bu çifte koruma, hukuki ihlalin ağırlığını artırır ve marka hukukunda tartışmalı kalabilecek durumları dahi FSEK hükümleriyle destekleyerek kötüniyetli kullanım kapsamına sokar.
  • Tecavüzün Kapsamı: Doktrin, <a href=”https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/” target=”_blank”>Sınai Mülkiyet Kanunu</a> kapsamında korunan markanın, tescil kapsamındaki emtiaların (Örn: Afiş, broşür) üretim ve ticareti dışında, bu emtialara yönelik marka tanıtım ve kurumsal iletişim amaçlı kullanımların da tecavüz oluşturacağını kabul etmektedir.

Uluslararası Hukuk ve Karşılaştırmalı Bakış

İncelenen konu, uluslararası alanda fikri mülkiyet korumasının genişletilmesi eğilimiyle uyumludur.

  • Avrupa Birliği Hukuku (CJEU): Avrupa Adalet Divanı içtihatlarında, marka hakkına tecavüz değerlendirilirken markanın fonksiyonel kullanımı esas alınır. Yargıtay’ın, kurumsal kimlik unsurlarında kullanımı markasal kabul etmesi ve telif hakkı ile güçlendirerek haksız yarar sağlama amacını engellemesi, AB hukukundaki yaklaşımla örtüşmektedir.
  • Alman Hukuku (BGH): Alman Federal Mahkemesi (BGH) kararlarında da, tescilli bir logonun aynı zamanda UrhG (Telif Hakkı Kanunu) kapsamında eser niteliği taşıması, tecavüzün nitelemesinde dikkate alınır ve ihlalin hukuka aykırılığını pekiştirir. Yargıtay’ın “kötüniyet” tespiti, Alman hukukunun bu kreatif unsurun korunmasına verdiği öneme paraleldir.

Sonuç

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2021/6023 E. sayılı kararı, marka hakkına tecavüz davalarında hukuki nitelemenin kritik sınırlarını net bir şekilde çizmiştir. Daire, bir logonun, tescil kapsamında yer alan emtialarla yakından ilişkili kurumsal tanıtım ve iletişim mecralarında kullanılmasını, tecavüzü oluşturan markasal kullanım olarak kabul etmiştir. Markanın yaratıcılık unsuru taşıyarak aynı zamanda telif hakkı ile korunuyor olmasının, izinsiz kullanımı kötüniyetli kullanım niteliğine taşıması, kararın hukuki etkisini artıran kilit noktadır.

Bu içtihat, marka hakkı sahiplerine, çifte korumadan kaynaklanan haklarını daha etkin kullanma yolunu açan, önemli bir bilimsel ve hukuki referans noktasıdır. Uygulayıcılar, marka hakkına tecavüz iddialarını değerlendirirken salt tescil sınıfı/emtia ayniyeti sınırlarına takılmamalıdır. İşaretin ticari hayattaki fiili kullanım şekli, kötüniyet ve telif hakkı gibi ek korumaların varlığı, davanın kabulü veya reddi açısından hayati öneme sahiptir. <a href=”https://etkinpatent.com/marka-tescil/” target=”_blank”>Marka tescil</a> sürecinin maliyetleri ve <a href=”https://etkinpatent.com/marka-tescil-ucreti/” target=”_blank”>marka tescil ücreti</a> bir yana, bu kararla, marka değerinin ve itibarının korunmasındaki hukuki etkinliğin ne denli yüksek olduğu bir kez daha ortaya konmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Marka Hakkı Tecavüzü ve Koruma Kapsamı

  1. Soru: Marka hakkına tecavüz nedir ve nasıl oluşur?
    • Cevap: Marka hakkına tecavüz, tescilli bir markanın, marka sahibinin izni olmaksızın, markanın tescilli olduğu mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılmasıyla oluşur ve tüketicide karıştırılma tehlikesi (iltibas) yaratmayı amaçlar.
  2. Soru: Yargıtay’a göre, bir kullanımın “markasal kullanım” olup olmadığı nasıl belirlenir?
    • Cevap: Yargıtay, işaretin davalı tarafından kendi ticari faaliyetlerini, mal veya hizmetlerini piyasadaki diğerlerinden ayırt etmek amacıyla (ayırt edici işaret olarak) kullanılıp kullanılmadığına bakar; kurumsal kimlik, web sitesi, toplantı materyalleri gibi mecralardaki kullanım bu kapsamda değerlendirilir.
  3. Soru: Markanın tescil edildiği sınıflarda kullanılmaması tecavüzü önler mi?
    • Cevap: Mutlak bir önleme sağlamaz. Yargıtay, kararda olduğu gibi, kurumsal tanıtım materyallerinde (tabela, afiş) yapılan kullanımların, markanın tescil edildiği sınıflardaki tanıtım emtialarıyla yakından ilişkili olması nedeniyle tecavüz oluşturabileceğini kabul etmektedir.
  4. Soru: Aynı işaretin hem marka hem de telif hakkı ile korunması ne anlama gelir?
    • Cevap: Bu durum çifte koruma sağlar. İşaret, hem <a href=”https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/” target=”_blank”>Sınai Mülkiyet Kanunu</a> hem de FSEK kapsamında korunur; bu, izinsiz kullanımın hukuka aykırılığını artırır.
  5. Soru: Marka tescil belgesindeki emtialar nelerdir?
    • Cevap: <a href=”https://etkinpatent.com/marka-tescil/” target=”_blank”>Marka tescil</a> belgesindeki emtialar, markanın korunduğu mal ve hizmetlerin (örneğin ana karardaki gibi afiş, broşür, ajanda) dahil olduğu uluslararası Nizza Anlaşması’na göre belirlenen sınıflar ve o sınıflardaki listelenmiş ürünlerdir.

Kötüniyet ve Hukuki Sonuçlar

  1. Soru: Davalı eyleminin kötüniyetli sayılması için temel Yargıtay kriteri nedir?
    • Cevap: Yargıtay, tescilli markanın aynı zamanda telif hakkı ile korunuyor olmasını, davalının bu eseri izinsiz kullanmasının kötüniyetli kullanım olduğunun kabulü için güçlü bir karine olarak değerlendirir.
  2. Soru: Kötüniyet tespiti, davacı için hukuki açıdan ne gibi bir avantaj sağlar?
    • Cevap: Kötüniyet tespiti, tecavüzün hukuka aykırılığını artırır, davalının kusurunu ağırlaştırır ve özellikle tazminat taleplerinin kabul edilme ihtimalini yükseltir.
  3. Soru: Marka tecavüzünün sonuçları nelerdir?
    • Cevap: Tecavüzün tespiti, men’i (durdurulması), ref’i (kaldırılması), maddi ve manevi tazminat talepleri ve mahkeme kararının ilan edilmesidir.
  4. Soru: Marka hakkına tecavüz davası açılırken haksız rekabete de dayanmak zorunlu mudur?
    • Cevap: Hayır, kararda belirtildiği üzere, netice-i talepte marka tecavüzü hükümlerine dayanılması yeterlidir, ancak tecavüz eylemi aynı zamanda haksız rekabet de oluşturabilir.
  5. Soru: Marka tecavüzü davasında davalı kâr amacı gütmeyen bir kooperatif olursa sorumluluğu kalkar mı?
    • Cevap: Hayır. Yargıtay kararlarında, kooperatiflerin de ticari hayatta kullanılan işaretlere tecavüzden sorumlu olduğu ve kâr amacı gütmemenin sorumluluğu ortadan kaldırmadığı kabul edilir.
  6. Soru: Marka tecavüzünde zamanaşımı süresi ne kadardır?
    • Cevap: Tecavüz fiili devam ettiği sürece zamanaşımı işlemez; tecavüzün sona ermesinden itibaren genel hükümlere göre zamanaşımı süresi işlemeye başlar.
  7. Soru: Davalı kötü niyetli değilse, tecavüz tespiti ve men’i kararı verilebilir mi?
    • Cevap: Evet. Tecavüzün tespiti ve men’i/ref’i talepleri için kusur (iyi/kötü niyet) şartı aranmaz; tecavüz fiili nesnel olarak gerçekleşmişse bu talepler kabul edilir.

Uygulama ve Karşılaştırma

  1. Soru: Davalı, tecavüzü durdurduğunu iddia ederse dava reddedilir mi?
    • Cevap: Hayır. Mahkeme, dava tarihi itibarıyla tecavüz fiilinin varlığını tespit eder ve men’i/ref’i talepleri tecavüzün devamına karşı yöneliktir; fiil davanın açıldığı tarihte varsa tespit kararı verilir.
  2. Soru: “İltibas tehlikesi” nasıl değerlendirilir?
    • Cevap: İltibas tehlikesi, kullanılan işaretin, ortalama tüketicinin dikkat seviyesi dikkate alındığında, tescilli marka ile karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimalidir.
  3. Soru: Marka tecavüzü kararı gazetede ilan edilebilir mi?
    • Cevap: Evet, <a href=”https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/” target=”_blank”>Sınai Mülkiyet Kanunu</a> uyarınca, tecavüzün devamını önlemek ve itibar zedelenmesini gidermek amacıyla hükmün ilanı talep edilebilir.
  4. Soru: Yargıtay, kurumsal bir web sitesi başlığındaki kullanımı neden tecavüz saymıştır?
    • Cevap: Kurumsal web sitesi başlığı ve tanıtım görselleri, markanın tescil kapsamında olan “tabela,” “afiş” ve “kart” gibi emtialarla aynı fonksiyonu görerek markasal kullanım niteliği taşıdığı için tecavüz sayılmıştır.
  5. Soru: Yargıtay’ın “her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi” ilkesinin önemi nedir?
    • Cevap: Bu ilke, davanın hukuki değerlendirmesinin, ilk açıldığı andaki somut hukuki ve fiili duruma göre yapılması gerektiğini, sonradan yapılan değişikliklerin (örneğin tecavüzün durdurulması) tespiti engellemeyeceğini ifade eder.
  6. Soru: Uluslararası hukukta (AB/Almanya) marka koruması nasıldır?
    • Cevap: Uluslararası otoriteler, markanın ticari işlevini zedeleyecek ve haksız yarar sağlayacak kullanımları tecavüz olarak görmekte; telif hakkı gibi ek korumaların varlığını da ihlali ağırlaştıran faktör olarak kabul etmektedir.
  7. Soru: <a href=”https://etkinpatent.com/marka-tescil-ucreti/” target=”_blank”>Marka tescil ücreti</a> ve diğer maliyetler, kararda bir rol oynar mı?
    • Cevap: Doğrudan tecavüzün ispatında rol oynamazlar, ancak tazminat hesaplamalarında marka sahibi tarafından yapılan masraflar arasında değerlendirilebilir.
  8. Soru: Marka tecavüzü kararına karşı hangi kanun yolu açıktır?
    • Cevap: İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) kararına karşı ise <a href=”https://karararama.yargitay.gov.tr/” target=”_blank”>Yargıtay</a>’a temyiz yolu açıktır (Nitekim kararda BAM kararı temyiz edilmiştir).
  9. Soru: Marka hakkı hangi kanunla korunur?
    • Cevap: Marka hakkı, 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren <a href=”https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/” target=”_blank”>Sınai Mülkiyet Kanunu</a> (SMK) ve öncesinde 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK ile korunmuştur.
  10. Soru: Sadece logonun kullanılması tecavüz için yeterli midir?
    • Cevap: Evet, marka sadece bir logodan (şekil markası) oluşuyorsa, bu tescilli logonun izinsiz kullanılması tecavüz için yeterlidir.
  11. Soru: Tanınmış marka iddiası ispatlanamazsa, dava kesinlikle reddedilir mi?
    • Cevap: Hayır. Tanınmışlığın ispatlanamaması, markanın korumasını sadece tescil kapsamındaki mal/hizmetlerle sınırlar; tecavüz bu kapsamda da oluşabilir.
  12. Soru: Davacının aynı logoyu faaliyetlerinde kullandığını ispatlaması zorunlu mudur?
    • Cevap: Yargıtay’ın kararda bu hususu vurgulaması, markanın fiili kullanımının marka itibarını ve dolayısıyla tecavüzün etkisini gösterdiği için önemlidir; ancak tecavüzün temel şartı tescil varlığıdır.
  13. Soru: <a href=”https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/” target=”_blank”>Sınai Mülkiyet Kanunu</a> m. 29’daki istisnalar nelerdir?
    • Cevap: Kanun, marka hakkının sınırlı olduğu halleri düzenler; bunlar arasında üçüncü kişilerin kendi adını, adresini, malın cinsi, kalitesi gibi özelliklerini iyi niyetle kullanması sayılabilir.
  14. Soru: Yargıtay kararı, Bölge Adliye Mahkemesi için ne anlama gelir?
    • Cevap: Bozma kararı, BAM’ın dosyayı tekrar ele alması, Yargıtay’ın hukuki değerlendirmesine uygun şekilde (markasal kullanım ve kötüniyet tespitiyle) karar vermesi gerektiği anlamına gelir.
  15. Soru: Marka sahibinin münhasır hakkı nedir?
    • Cevap: Marka sahibinin münhasır hakkı, markasını tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetler üzerinde kullanma ve üçüncü kişilerin aynı veya benzerini kullanmasını yasaklama yetkisidir.
  16. Soru: Haksız rekabet hükümleri hangi durumlarda uygulanır?
    • Cevap: Haksız rekabet hükümleri, genel olarak ticari dürüstlük kurallarına aykırı her türlü davranışı kapsar; marka hakkına tecavüzün yanı sıra, yanıltıcı reklam, sırların ifşası gibi durumlarda da uygulanır.
  17. Soru: <a href=”https://etkinpatent.com/marka-tescil/” target=”_blank”>Marka tescil</a> süresi uzatılmazsa marka hakkı sona erer mi?
    • Cevap: Evet. Marka tescil süresi 10 yıldır ve bu sürenin yasal süre içinde yenilenmemesi durumunda marka hakkı sona erer.
  18. Soru: TÜRKPATENT’in kararda rolü nedir?
    • Cevap: Kararda davacının markayı TÜRKPATENT (Türk Patent ve Marka Kurumu) nezdinde tescil ettirdiği belirtilmiştir; <a href=”https://www.turkpatent.gov.tr/” target=”_blank”>TÜRKPATENT</a>, marka tescil işlemlerini yürüten resmi kurumdur.

Bülent AYDIN
Marka Uzmanı
Etkin Patent Kurucusu ve Yöneticisi

NOT:

“Yorumlar, ilgili Yargıtay kararlarının öznel değerlendirmesidir. Her somut olay farklılık gösterebilir. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır, bağlayıcı hukuk görüşü teşkil etmez.”

Çubuk Patent

ETKİN PATENT | MARKA STRATEJİSTİ: BÜLENT AYDIN

Çubuk Patent, 21 yılı aşkın kurumsal tecrübeye sahip Etkin Patent bünyesinde faaliyet gösteren tescilli ulusal sınai mülkiyet kuruluşudur. Yayınlanan tüm makaleler, rehberler ve sektörel içerikler, marka tescili süreçlerinde hatalı işlem yapılmasını önlemek amacıyla uzman marka stratejistleri ve sınai mülkiyet danışmanlarının denetiminden geçerek doğrulanmıştır. Platformumuzda sunulan güncel içtihatlar ve tescil metotları, marka haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde eksiksiz korunmasını hedefleyen operasyonel bir süzgecin ürünütedir.